Yerel halktan turistlere uyarı: Su yok gelmeyin

Indian Express gazetesinde yer alan habere göre, Hindistan’ın kuzeyindeki Shimla kenti halkı bir haftadır devam eden su kıtlığından dolayı sosyal medyada yapılan paylaşımlarla turistlere “gelmeyin” çağrısında bulundu.

Bir haftadır yaklaşık 200 bin kişinin susuz kaldığı turistik kentte, çağrılar sonrası turist sayısında yüzde 35 azalma olduğu belirtildi.

Turistlerin sosyal medyadaki çağrıya kulak verip otel rezervasyonlarını iptal ettikleri bilgisi verildi.

Bölgedeki su kıtlığının nedeni aşırı sıcaklardan dolayı su kaynaklarının kuruması olarak gösteriliyor.

Horlama nasıl tedavi edilir? Horlama tedavi yöntemleri… oub2

Nefes alırken, burnumuz ya da ağzımızla akciğerlerimiz arasında düzenli bir hava akışı olur. Otururken ve sessizce nefes alırken nispeten az ses çıkar. Egzersiz yaptığımızda, hava daha hızlı hareket eder ve soluduğumuzda bazı sesler üretir. Bunun nedeni, havanın burnun içinde ağızdan daha hızlı hareket etmesi ve bu durumun da hava akışının daha fazla türbülans ile burun ve ağızdaki dokuların bazı titreşimleri ile sonuçlanmasıdır.

Uyuduğumuzda, boğazın arkasındaki bölge bazen kaslar gevşerken ve hatta geçici olarak kapanırken daralmaktadır. Bu küçük açıklıktan daha hızlı geçen aynı miktarda hava, açıklığı çevreleyen dokuların titreşmesine neden olabilir ve bu da horlama seslerine neden olabilir. Horlayan insanların daralma için farklı sebepleri vardır. Daralma burun, ağız veya boğazda olabilir. Palatal horlama bir kişinin ağzından nefes alması veya burun tıkanıklığının olması durumunda daha kötüdür.

Kadınlara göre erkeklerde daha fazla görülen ve gece boyunca solunum için harcanan güç dolayısıyla vücutta yorgunluğa, gündüz halsizlik ve uykusuzluğa neden olabilen horlama nasıl tedavi edilir? İnsanlar neden horlar?

HORLAMA İÇİN TIBBİ TEDAVİLER

Hekiminiz veya kulak burun boğaz doktorunuz aşağıdaki gibi bir tıbbi cihaz veya cerrahi prosedür önerebilir:

Sürekli Pozitif Havayolu Basıncı (CPAP): Uyku sırasında hava yolunuzu açık tutmak için, başucunuzdaki bir makine basınçlı havayı, burnunuza veya yüzünüze taktığınız bir maskeye üfler.

horlama-tedavisi

Lazer destekli uvulopalatoplasti (LAUP): Uvulayı (boğazın arkasındaki asılı yumuşak doku) kısaltmak ve damağın her iki tarafına küçük kesikler atmak için bir lazer kullanır. Kesikler iyileştikçe, çevredeki dokular horlamayı tetikleyen titreşimleri önlemek için sertleşir.

Palatal implantlar veya Pillar prosedürü: Yumuşak damak içine küçük plastik bir implantın yerleştirilmesidir. Bu da, yumuşak damağın horlamaya neden olabilecek şekilde çökmesini önlemeye yardımcı olur.

Somnoplasti: Horlama sırasında titreşen uvula ve yumuşak damak dokularını temizlemek için düşük radyofrekans ısısı kullanır. İşlem lokal anestezi altında gerçekleştirilir ve yaklaşık 30 dakika sürer.

Özel olarak takılan diş cihazları ve alt çeneli pozisyonerler: Alt çenenizi veya dilinizi uyurken öne getirerek hava yolunuzu açmanıza yardımcı olur. En iyi sonuç için, bu cihazlarda uzmanlaşmış bir diş hekime danışmanız gerekir.

Uvulopalatopharyngoplasty (UPPP): Termal Ablasyon Palatoplasti (TAP), tonsillektomi ve adenoidektomi gibi cerrahi prosedürler, dokuları cerrahi olarak çıkartarak veya anormallikleri düzelterek solunum yolunuzun genişliğini artırır.

İLGİLİ HABERUykusuz gecelerin sorumlusu bu alışkanlıklar olabilir!Uykusuz gecelerin sorumlusu bu alışkanlıklar olabilir!

HORLAMANIN NEDENLERİ

Horlama, ağzınızın ve sinüslerin anatomisi, alkol tüketimi, alerjiler, soğuk algınlığı ve kilonuz gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir.

Hafif bir uykudan derin bir uykuya geçip ilerlediğinizde, ağzınızın çatısında (yumuşak damak), dil ve boğazda kaslar gevşer. Boğazınızdaki dokular, solunum yolunuzu kısmen tıkayarak ve titreşirken yeterince rahatlayabilirler.

Hava yolunuz ne kadar daralırsa, hava akışı o kadar zorlaşır. Bu, horlamaya neden olan doku titreşimini artırır.

Aşağıdaki koşullar hava yolunu etkileyebilir ve horlamaya neden olabilir:

HORLAMAYI ÖNLEMEK İÇİN YAPILACAKLAR

Horlamayı önlemek veya azaltmak için şunları yapabilirsiniz:

– Aşırı kiloluysanız, kilo verin. Aşırı kilolu kişiler boğazda horlamaya katkıda bulunan fazladan dokulara sahip olabilirler. Kilo vermek horlamayı azaltmaya yardımcı olabilir.

Sırt üstü uzandığınızda, diliniz boğazınıza geri çekilerek, hava yolunuzu daraltarak hava akışını kısmen engeller. Gece sırt üstü uyumayı engellemek için, pijamanızın arkasına bir tenis topu dikmeyi deneyin.

Yastığınızı yükselterek başınızın bedeninizden yüksek olmasını sağlamak horlama ihtimalini azaltır.

Burun köprüsüne uygulanan yapışkan bantlar birçok kişinin burun geçiş alanını genişleterek daha rahat nefes almasına yardımcı olur. Burun dilatörü, burun delikleri boyunca dışarıdan uygulanan, hava akımı direncini azaltan, daha kolay nefes alabilmenizi sağlayan, sertleştirilmiş bir yapışkan şerittir. Bununla birlikte, burun şeritleri ve dış burun dilatörleri OSA’lı kişiler için etkili değildir.

Alerjiye veya eğri bir septuma sahip olmak burnunuzdaki hava akışını sınırlayabilir. Bu, sizi ağzınızdan nefes almaya zorlar ve horlama olasılığını artırır.

Yatmadan en az iki saat önce alkol almayı bırakın ve sakinleştirici ilaçlar kullanmadan önce doktorunuzu horlama şikayetiniz ile ilgili haberdar olmasını sağlayın. Yatıştırıcılar ve alkol, merkezi sinir sisteminize baskı yaparak boğazınızdaki dokular da dahil olmak üzere kasların aşırı rahatlamasına neden olur.

Sigarayı bırakmak horlamayı da azaltabilir.

Yetişkinler, en az yedi saat uyumaya çalışmalıdır. Çocuklar için önerilen uyku saatleri yaşa göre değişir. Okul öncesi çocuklar günde 10 ila 13 saat uyumalıdır. Okul çağındaki çocukların ise günde dokuz ila 12 saat uykuya ihtiyacı vardır ve gençler de günde sekiz ila 10 saat uyumalıdır.

İLGİLİ HABERRamazan'da neden uykumuz geliyor? Oruç tutarken uykunuzun gelmemesi için yapmanız gerekenler...Ramazan’da neden uykumuz geliyor? Oruç tutarken uykunuzun gelmemesi için yapmanız gerekenler…

 İNSANLAR NEDEN HORLAR?

Dinlenirken nefes almak için burun içinden nefes almak idealdir. Burun, gelen hava için nemlendirici, ısıtıcı ve filtre görevi görür.
Ağzımızdan nefes aldığımızda, akciğerlerimize giren havadaki bu değişiklikler daha az oranda gerçekleşir.

Burun, burun kenarları olarak adlandırılan, her iki tarafta bir tane olmak üzere iki paralel geçitten oluşur. Bunlar, nispeten düz bir kıkırdak duvarı, kemik ve astar doku (burun mukozası olarak adlandırılır) olan ince bir duvarla (septum) ayrılır. Her pasajın lateral tarafında (burnun yanaklara daha yakın olan duvarı), burun tabanına yaklaşık olarak paralel uzanan uzun, silindirik biçimli yapılar olan üç burun konisi vardır. Türbinler, hava akışını düzenleyen birçok küçük kan damarı içerir. Türbinatlardaki kan damarları büyürse, bir bütün olarak türbinat yükselir ve hava akışı azalır. Kaplar daralırsa, türbinler küçülür ve hava akışı artar.

Hemen hemen herkesin genellikle her 2 ila 6 saat arasında solunumun çoğunu yapan tarafı değiştirecek doğal bir burun döngüsü vardır. Örneğin, eğer doğru burun türbinatları şişmişse, havanın çoğu sol burun geçişine girer. Yaklaşık 6 saat sonra, sağ nazal konkalar (her burun deliğinde üçer tane bulunan konka adlı etler) daha küçük hale gelir ve sol nazal konkalar şişer, solunumun çoğunluğunu sağ burun geçidine kaydırırlar. Soğuk algınlığınız olduğunda veya kronik (uzun süreli) tıkalı bir burnunuz varsa bu döngüyü görebilirsiniz. Konkalar ayrıca alerjik reaksiyonlardan veya soğuk hava veya kir gibi dış uyaranlardan da şişebilir.

Çiğ süt mü, ambalajlı süt mü?

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Başkanı Harun Çallı, 21 Mayıs Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, sağlıklı bir yaşam sürmek için beslenmede süt ve süt ürünlerine mutlaka yer verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Çocukların gazlı içecek sektörünün pençesinde olduğuna işaret eden Çallı, ebeveynlerin ramazanda sofralarda başta ayran olmak üzere yoğurt, peynir, süt tatlıları gibi daha fazla süt ürünlerine yer açarak çocuklara örnek olmasını istedi.

İYOT YETERSİZLİĞİ, RAŞİTİZM, OBEZİTE…

obezite-shutter

Dünya Sağlık Örgütü verilerine ve Türkiye’deki nüfus ve sağlık araştırmalarının sonuçlarına bakıldığında obezite ve kronik hastalıklar kadar bodurluğun da nesilleri bekleyen önemli bir tehlike olduğunun görüldüğünü belirten Çallı, “Ülkemiz, çocukluk dönemi beslenme bozuklukları, iyot yetersizliği hastalıkları, kronik malnütrisyon, raşitizm, beslenme yetersizliğine bağlı anemi ve obezite gibi konularda risk altındadır. Bu nedenle okul çağındaki çocuklara süt ve süt ürünleri tüketim alışkanlığının kazandırılması, bu olumsuzlukların giderilmesinde ve hedeflere ulaşılmasında önemli bir rol oynayacaktır. Okul Sütü Projesi bu anlamda büyük önem taşımaktadır. Projenin sağlıklı bir gelecek için önemine inanıyor ve programın gelecekte her iki döneme genişletilerek uygulanmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

ÇİĞ SÜTE DİKKAT!

Çallı, sokakta satılan sütler konusunda uyarıda bulunarak şunları kaydetti:
“Ambalajlı ürünleri tercih edin. Sokak sütü veya marketlerdeki ‘sütmatik’ cihazlarından çiğ süt alanların bunları biliyor ve sorguluyor olması gerekir. Doğallık ve sadelik amacıyla yapılan iyi niyetli bir tercih, beslenme ve sağlık bağlamında ciddi tehlikelere yol açabilir. Birçok hayvan hastalığı süt yoluyla insanlara geçebilmektedir. Vatandaş, sadece sütçüsüne güven duyarak satın aldığı çiğ sütteki bakteri sayısını, hastalık etmeni bakteri olup olmadığını, ne zaman sağıldığını, hastalıklı hayvandan mı yoksa sağlıklı hayvandan mı sağıldığını bilemez. Kaynağı belli olmayan, nerede, ne şekilde üretildiğini bilmediğimiz ürünlerin tüketiciye ulaşması, toplum sağlığı açısından risk oluşturuyor. Sanayide işlenen ürünler her zaman denetim ve kontrol altında. Buna müdahale etme imkanımız var ama kayıt dışı bir ürünün ne kadar sağlıklı olduğu her zaman kuşkuludur. ”

AA

İLGİLİ HABERBeslenme Uzmanı Didem Kanca Üstay: Neden sürekli yemek düşünür olduk?Beslenme Uzmanı Didem Kanca Üstay: Neden sürekli yemek düşünür olduk?

Süper Loto sonucu açıklandı! İşte 24 Mayıs MPİ Süper Loto sonuçları

Süper Loto 24 Mayıs sonuçları açıklandı. Milli Piyango İdaresi (MPİ)’nin Ankara Balgat’taki merkezinde yapılan Süper Loto’nun bu haftaki çekilişinde dağıtılacak toplam ikramiye tutarı 5 milyon 334 bin 122 lira, büyük ikramiye tutarı ise 3 milyon 221 bin 536 lira olarak açıklandı.

Geçtiğimiz hafta (17 Mayıs) çekilişte 6 bilen çıkmayınca büyük ikramiye devretmişti.

24 Mayıs tarihli Süper Loto çekiliş sonucu şöyle:

06 – 11 – 34 – 40 – 49 – 50

superloto

SÜPER LOTO NEDİR?

İdare tarafından düzenlenen, katılımcıların 1-54 sayı kümesi içinden çekilişle belirlenecek olan 6, 5, 4, ve 3 sayının doğru tahmin edilmesine dayanan ve kısaca “oyun” olarak da ifade edilen şans oyunudur. Süper Loto sonuçları perşembe geceleri saat 21.15 MPİ canlı yayını ile belirlenir.  Kazandıran numaralar ise en hızlı şekilde Sözcü’den öğrenilir.

Süper Loto oyunu çekilişlerinde ikramiye kazanan talihlilere ödeme işlemleri şöyle gerçekleşmekte:
* (3) ve (4) bilenlere, ikramiyeleri Loto bayilerinden
* (5) bilenlere, ikramiyeleri Loto bayileri veya MPİ Şubelerinden
* (6) bilenlere ise, ikramiyeleri MPİ Genel Müdürlüğünden

İLGİLİ HABERŞans Topu sonuçları (23 Mayıs 2018 çekilişi)Şans Topu sonuçları (23 Mayıs 2018 çekilişi)

 

SÜPER LOTO’DA EN ÇOK BU SAYILAR ÇIKIYOR

Süper Loto’da en çok kazandıran numaralar sırasıyla 35, 13, 1, 37, 45, 33, 17 ve 23 şeklinde. Çekilişte en az çıkan sayılar ise; 7, 11, 27, 28, 42, 52 ve 53’tür.

Adeta ölümü göze alarak yaşamaya devam ediyorlar

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Muhtar Vekili Dursun Biber, bölgenin 20 yılı aşkın süredir çeşitli dönemlerde heyelanlara maruz kaldığını hatırlattı. AFAD tarafından heyelanlı mahalledeki vatandaşlar için daha güvenli bir yerde evler yapıldığını ancak buna rağmen hayvancılıkla, çiftçilikle uğraşan yöre halkının evlerini terk etmemekte direndiğini ifade eden Biber “Avutmuş mahallemizin Karşıyaka semti 20 yılı aşkın süredir heyelana maruz kalıyor. Burada 25 hanede yaklaşık 80 nüfus yaşıyor. Bu nüfusun neredeyse tamamı yaşlı ve çiftçilikle, hayvancılıkla uğraşanlar. Her şeye rağmen bu köyde yaşamayı sürdürüyorlar. Yeraltı suları nedeniyle arazi devamlı kayıyor. Evler yıkılıyor, çatlıyor ama yine de köylüler evlerini terk etmiyorlar” dedi.

“Çaresizlikten korkuyla yaşamaya alıştık”

Mahalle sakinlerinden Sertap Çatal ise yaptığı açıklamada “Bir şey söylemeye gerek yok, bütün evlerin hali ortada görünüyor” demesine rağmen evinden ayrılmamasının nedenini ise çaresizlik olarak dile getiriyor. Çatal “Köyümüzde benim evim dahil bütün evler çatlamış, duvarlar eğilmiş durumda. Korkuyoruz ama yaşamaya da devam ediyoruz. Çünkü bağımız, bahçemiz hayvanlarımız hep bu köyde. Şehre gidecek olsak bir evin olmuş ne olacak, nasıl boğazımızı bakacağız onca nüfusla? Burada hayvanlarımız var, tarlamız var, geçimimiz burada olduğu için çaresiz korkuyla yaşamaya alıştık” diye konuştu.

7 evi yıkıldı, yaptırdığı 8. evi de yıkılmak üzere

Köyde yaptığı 7 evin de heyelan nedeniyle yıkılmasına rağmen 8. evini yapıp yaşamayı sürdüren İlhami Çatal ise “Köydeki evler babamızın üzerine kayıtlı olduğu için babamız adına AFAD bir ev yapmış ama biz dört kardeşiz bir evde kaç kişi kalacak, kaç göç yaşayacak? Mecburen çiftçilik yaparak bizler köyde kalıyoruz. Bugüne kadar 7 ev yaptık yıkıldı, 8. evimizi yaptık o da daha yeni olmasına rağmen çatlamaya duvarları yamulmaya başladı. Ama yapacak bir şey yok. Çatlayan yerleri sıvalarla kapatmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
GİRESUN (İHA)

heyelan-gumushane-1 heyelan-gumushane-2 heyelan-gumushane-3 heyelan-gumushane-4 heyelan-gumushane-5 heyelan-gumushane-6 heyelan-gumushane-7 heyelan-gumushane-8 heyelan-gumushane-9

Fethiye’de iki İngiliz turistin çadırda cesetleri bulundu

Olay, dün gündüz saatlerinde Günlüklü Koyu’nda meydana geldi. Tatil için koya gelen İngiliz Samuel James ile arkadaşı Jane Amanda, kamp yapmak için çadır kurdu.

Uzun süre çadıra giren çıkan olmayınca durumdan şüphelenen Günlüklü Koyu görevlileri kontrol etmek için çadıra girdiklerinde James ve Amanda’nın cansız bedeni ile karşılaştı.

Görevlilerin ihbarı üzerine gelen jandarma ekipleri yaptığı incelemede James ve Amanda’nın vücutlarında herhangi bir silah veya kesici alet yarasına rastlamadı. Talihsiz turistlerin cesedi, savcının olay yerindeki incelemelerinin ardından otopsi için Muğla Adli Tıp Kurumu Morgu’na gönderildi.

Jandarmanın olayla ilgili başlattığı soruşturma sürüyor.

DHA

Muhteşem görüntü

Kuruluşunun 90. yılını kutlayan TED, bünyesindeki 38 okuldan öğrenciler ve öğretmenler, TED Üniversitesi, okulların kurucuları, mütevelli heyeti, mezunları, gönüllüleri, spor takımları, mezun dernekleri ve Genel Merkezi’nin tam kadro yer aldığı büyük bir ekip ile Ulu Önderin kabrini ziyaret etti.

HAYKIRIYORUZ

Mozoleye çelenk bırakıp, saygı duruşunda bulunan TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, Anıtkabir Özel Defteri’ne, “1928 yılında sizin öncülüğünüzde yaktığımız eğitim meşalesi, bugün 90 yaşında. Neredeyse Cumhuriyetle yaşıt olan Türk Eğitim Derneği olarak, Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının yol göstericiliğinde ilerlemenin haklı gururunu yaşıyoruz” diye yazdı.

Pehlivanoğlu,’Bugün 90 yıllık gurur dolu mazimiz ile 15 bin nefes, 15 bin kalp, 15 bin akıl olarak size olan minnetimizi sunmak üzere bir kez daha huzurunuzdayız. Öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, akademik kadromuz, mezunlarımız, gönüllülerimiz, genel merkez çalışanlarımız ve velilerimiz ile tek bir ağızdan haykırıyoruz. Atam daima izindeyiz” ifadelerini de deftere yazdı.

Hindistan’da Nipah virüsü salgını… Ölenlerin sayısı 12’ye çıktı

Hindistan Times’ta yer alan haberde, Kerala eyaletinde paniğe neden olan ölümcül Nipah virüsü salgını nedeniyle 2 kişinin daha yaşamını yitirdiği kaydedildi.

Yetkililer ölü sayısının 12’ye çıktığını, 8 kişinin tedavi altında olduğunu, 3 kişinin gözlem altında tutulduğunu bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre Nipah virüsünün aşısı bulunmuyor. Koruyucu önlemlerle mikroba karşı erken tedavinin hastalardaki ateşi ve hastalığın şiddetini kısmen azalttığı ancak ölümü engelleyemediği belirtiliyor.

NİPAH VİRÜSÜ NEDİR?

Nipah virüsü bulaşmış bazı insanlarda belirtiler hemen ortaya çıkmasa da ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı ve kaslarda ağrı gibi belirtilerle grip benzeri bir rahatsızlık gelişebiliyor. Sonraki aşamada ise belirtiler baş dönmesi, yorgunluk, bilinç değişikliklerine dönüşebiliyor.

İlk defa Malezya’nın Nipah bölgesinde bir salgınla başlayan bu virüsün ayrıca biyolojik silah olduğuna dair iddialar da bulunuyor. En çok Singapur, Malezya, Hindistan ve Bangladeş’te görülen Nipah virüsünün, meyve yarasaları aracılığıyla taşındığı ifade ediliyor.

AA

İLGİLİ HABERHindistan'da ölümcül virüs alarmı... Tedavisi yok!Hindistan'da ölümcül virüs alarmı… Tedavisi yok!İLGİLİ HABERKongo'da Ebola yayılıyorKongo'da Ebola yayılıyor

Kahramanmaraş’ta 3 kızı öldüren kazanın zanlısı tutuklandı

Cumartesi günü Kahramanmaraş- Kayseri karayolunun Beşoluk Mevkiinde meydana gelen kazada, Serkan Tecirli yönetimindeki 46 N 2413 plakalı otomobil, önünde giden Bülent Çıtacı’nın kullandığı 27 BDF 20 plakalı tomruk yüklü TIR’a arkadan çarptı.

İLGİLİ HABERMardin'deki feci kazada üç kişi hayatını kaybettiMardin'deki feci kazada üç kişi hayatını kaybetti

Çarpmanın şiddetiyle hurdaya dönen otomobilde bulunan Nesibe Tepe (19), Seda Özbulutlu (16) ve Melisa Gül (18) olay yerinde hayatını kaybetti, sürücü Serkan Tecirli (19) ile Muhammed Tanırlı (20) ise yaralandı. Hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edilen sürücü Serkan Tecirli, Onikişubat İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince gözaltına alındı. Sorgusunun ardından adliyeye sevk edilen Tecirli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine konuldu. DHA

Ege Üniversitesi’nde literatüre giren çalışma: Yeni bir bakteri türü keşfettiler

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cengiz Çavuşoğlu ile ekibi, akciğer enfeksiyonuna yol açan ve ‘Mycobakterium Celeriflavum’ adını verdikleri yeni bakteri türü keşfederek, bilim literatürüne kazandırdı.

10 YILLIK ÇALIŞMANIN SONUCU

cengiz-cavusoglu-dha-1

Türkiye’deki en gelişkin laboratuvarlardan birine sahip olduklarını belirten Prof. Dr. Çavuşoğlu, akciğer enfeksiyonuna yol açan bakteri türünün keşfedilmesinin 10 yıllık çalışmanın ürünü olduğunu söyledi. Çavuşoğlu, “İnsanlarda hastalığa yol açan yeni bakteri türleri buluyoruz. Dünyada da bunun örnekleri var. Biz de çalışma ekibimiz ve uluslararası araştırıcılarla birlikte yeni bir bakteri türü bulup, isimlendirerek, dünya literatürüne sunduk. İlk kez bizim tarafımızdan bulunan bakteri türü, özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda hastalığa yol açabiliyor. Yaklaşık 10 yıllık süreçti. Bu bakterinin adı kondu ve hangi antibiyotiklerden etkilendiği belirlendi. Süreç tamamlanmış durumda. Bizim laboratuvarımız mikro bakterilerle ilgili çalışma yapan laboratuvar. Türkiye’deki en gelişkin laboratuvarlardan biri diyebiliriz. Her türlü kültür, genetik testler yapabiliyoruz” diye konuştu.

Prof. Dr. Çavuşoğlu, keşfedilen bakterinin daha önce hastalarda tespit edilemediğini, artık yapılacak testlerle belirlenip, tedavisinin hızla yapılabileceğini söyledi.

REKTÖRDEN ZİYARET

ege-universitesi-dha

Ege Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı laboratuvarlarında öğretim üyeleri ile bir araya gelen EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Laboratuvarlarda görevli sağlık personeliyle de görüşen Budak, akciğer enfeksiyonuna yol açan yeni bakteri türü keşfederek, bilim literatürüne kazandıran Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cengiz Çavuşoğlu ile ekibini kutladı.

‘DESTEĞİMİZ SÜRECEK’

cengiz-cavusoglu-dha

Her alanda önemli çalışmalara imza attıklarını dile getiren Rektör Budak, bilimsel çalışmalara ayrı önem verdiklerini söyledi. Ege Üniversitesi’nin bilim dünyasında öne çıkmasını sağlayan fakültelerden birinin de Tıp Fakültesi olduğunu belirten Budak, “Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyelerimizden Prof. Dr. Cengiz Çavuşoğlu hocamız ve ekibi dünyada ilk kez ‘Mycobakterium Celeriflavum’ adı verilen bir mikro bakteri türünü keşfedip bilimsel literatüre kazandırdı. Ege Üniversitesi Rektörlüğü olarak hocamız ve ekibiyle dünya bilimine sağladıkları katkı ve çalışmalarından dolayı gurur duyuyoruz. Bu tür çalışmalar Ege Üniversitesi’nin uluslararası arenada görünürlüğünü artırıyor ve bilimsel prestijine de çok ciddi katkılar sağlıyor. Hem bilimsel araştırma projelerimizle hem de bütçemizle bu tip çalışmaları desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

DHA