Pırlanta nereden alınır?

 

İşte bunlar arasında kendisine hayran bırakacak olanların tamamı Emel Pırlantada toplanmıştır. Pırlanta küpe çeşitleri hem uygun fiyatları hem de özgün ve zarif tasarımları ile yeni sahiplerini beklemektedir. Bunun yanı sıra tektaş küpe seçenekleri ile de sıradanlıktan uzak ve zarif bir tarz yaratmak son derece kolay olacaktır.

Emel Pırlanta Neden Ucuz?

Emel Pırlanta, her şeyden önce kalitenin pek tabii uygun fiyat üzerinden müşterilere sunulabileceğini bilen ve bunu ispat etmek için çalışan bir firmadır. Kar amacını geri plana iterek müşteri memnuniyetini ön planda tutmasından dolayı makul fiyatlı bir satış hizmeti sunabilmektedir. Bunun yanı sıra Emel Pırlanta toptan alımlar yapan bir üreticidir. Hal böyle olunca da hem üretim maliyetleri düşmekte hem de gerçekleşen alımlar çok daha uygun fiyata gelmektedir. Elbette işinde dürüstlüğe de çok önem veren Emel Pırlanta, üretim ve satın alma maliyetlerinin düşüşünü müşterilerine olumlu bir şekilde yansıtarak daha makul fiyatlı bir hizmet sunabilmeyi hedeflemiştir.

Bütçenizi Emel Pırlanta ile Koruyun

Emel Pırlantanın müşterilerinin bütçesine yaptığı yegâne katkı makul fiyatları değildir. Bunun yanı sıra ücretsiz kargo olanağı da bulunmaktadır. Aynı zamanda güvenli bir şekilde paketlenen ürünler hem teslimat sırasında hem de yolda en ufak bir zarar dahi görmeden sahibine teslim edilecektir. Ayrıca hiç kimse kaliteden mahrum kalmasın diye peşin fiyatına 4 taksit olanağı da Emel Pırlanta tarafından sunulmaktadır. Ücretsiz bakım garantisi ise firmanın müşterilerine sunduğu bir diğer önemli ayrıcalıktır.

En Geniş Ürün Çeşitliliği Burada

Küpeler her kadının vazgeçilmezi olan takılar arasında yer almaktadır. Ancak ne var ki hiçbir kadının zevki diğerine benzemeyecektir. Bu nedenle Emel Pırlanta her kadının beğenisine cevap verebilmek adına piyasadaki en geniş ürün yelpazelerinden bir tanesini sunacaktır. Üstelik pırlanta küpe çeşitlerindeki özgün tasarımlar kalitesini her açıdan belli edecektir. Aynı şekilde tektaş küpe çeşitleri de zarafeti ve özgünlüğü ile adeta göz kamaştıracaktır.

Şoke eden Türkiye raporu: ‘

Çin’deki yasak henüz uygulamaya girmeden plastik atık akışı Malezya, Vietnam ve Tayland’a yönelmişti. Ancak bu ülkelerin de hızlı bir şekilde plastik ithalatına kısıtlamalar getirmesiyle plastik atık akışı Endonezya, Hindistan ve Türkiye’ye kaydı.

Plastik atıklarını ihraç eden ülkelerin başında ise ABD, Almanya, İngiltere ve Japonya geliyor. Greenpeace Doğu Asya, ‘2016-2018 dünya plastik atık ticareti verileri ve Çin’in yurtdışından atık ithalini yasaklamasının etkileri’ başlıklı raporunu bugün yayımladı. Rapor, 2016-2018 yılları arasında en fazla plastik atık ithal ve ihraç eden 21 ülkenin ithalat ve ihracat verilerini içeriyor.

Rapora göre plastik atık ihracatı, 2016 yılında 12,5 milyon tondan 2018’de 5,8 milyon tona düşerek yaklaşık yüzde 50 oranında azaldı. Ancak plastik üretiminin artacağı tahmin edildiğinden, plastik atık ihracatındaki bu düşüş, atıkların ülkelerde stoklanmaya ya da yanlış yöntemlerle bertaraf edilmeye başlanacağı anlamına geliyor.

Raporun Türkiye bölümünde şu noktalara dikkat çekiliyor:

Türkiye’nin ithalatı 2016 yılının başında aylık 4.000 tondan, 2018’in başında aylık 33.000 tona yükseldi. İthalat, 2018 yılının ortalarında aylık 20.000 tona geriledi ve sabit kaldı.

Türkiye’nin İngiltere’den ithalatı Ekim 2018’den itibaren 10.000 tona ulaşarak hızlı bir artış gösterdi.
Hükümet, plastik atık ithalatı konusunda herhangi bir kısıtlama getirmedi.

Türkiye’ye en fazla plastik atık ihraç eden 10 ülke İngiltere, Belçika, Almanya, ABD, Hollanda, İspanya, İtalya, Slovenya, Fransa, Japonya. Greenpeace Akdeniz Projeler Sorumlusu Deniz Bayram, Türkiye’nin plastik atık ithalatı ile ilgili kaygılarını, “Atık yönetimi ciddi bir konudur, kapsamlı altyapı ve denetim mekanizmaları gerektirir. Çin’in plastik atık ithalatı yasağının ardından Türkiye birdenbire gelişmiş ülkelerin çöplerinin yeni adresi oldu. Peki bu çöplerin geri dönüşümünde %100 hedefe ulaşılıyor mu? Atık ithalatının çevresel etkileri değerlendiriliyor mu? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bir denetim uyguluyor mu? Bu soruların cevabı şimdilik yok. Türkiye henüz kendi çöpüyle baş edemeyen bir ülke. Bu yüzden kontrolsüz çöp ithalatı Türkiye’nin kendi geri dönüşüm sisteminde var olan sorunların daha da artmasına neden olabilir. Türkiye başka ülkelerin çöpünde boğulmadan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, plastik atık ithalatıyla ilgili politikalarını gözden geçirmesini talep ediyoruz” sözleriyle ifade etti.
 
 

DEDAş şantiyesine taşlı saldırı

Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Bağıvar Mahallesi’nde konutlardaki elektrik sayaçlarının yapı dışına taşınmasını istemeyen bir grup, Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’nin (DEDAŞ) şantiyesine taşlı saldırıda bulundu.

DEDAŞ, kaçak elektriği kullanımını önlemek ve yeni yatırımlar gerçekleştirmek için Sur ilçesindeki Bağıvar Mahallesi’nde 3,5 milyon liralık yatırım gerçekleştirdi. Çalışmalar kapsamında, mahalledeki konutların elektrik sayaçları yapı dışına alınırken DEDAŞ ekibi saldırıya uğradı. Mahallede toplanan kişiler, DEDAŞ’ın yüklenici firmasına ait şantiye binasına gelerek, taşlı saldırıda bulundu. Ekiplerin ihbarı üzerine olay yerine çevik kuvvet ekipleri sevk edildi. Çok sayıda kişi şantiyenin binasını ve araçları taşlarken, bazıları ise merdivenle duvarı aşarak şantiyeye girmeye çalıştı. Saldırı anı binanın içerisinde mahsur kalan çalışanlar tarafından cep telefonları ile kaydedildi. İçerideki personel, polisin çabası sayesinde saldırılardan yara almadan kurtuldu. Polis, grubu basınçlı suyla müdahale edip, havaya ateş açarak dağıttı.

‘EKONOMİK KAYIP AYLIK 2 MİLYON LİRA’

Dicle Elektrik yetkilileri, Bağıvar Mahallesi’nde kaçak elektrik kullanımı nedeniyle 2 milyon lira zararın olduğunu belirterek, şu bilgileri aktardı:  

“Bağıvar’a 23 trafo ile ayda yaklaşık 5,5 milyon kilowatt elektrik enerjisi veriyoruz. Burada2 bin kayıtlı abonenin dışında 600 de kayıtsız abone var. Özellikle kış döneminde kayıt dışı kullanım yüzde 95’e dayanıyor. Sadece buradaki aylık ekonomik kayıp 2 milyon lirayı buluyor. Şirket olarak 3,5 milyon liralık yatırım yaparak elektrik şebekesini yeniledik. Yatırım tamamlanıp sıra sayaçların yapı dışına alınmasına gelince bazı guruplar, organize biçimde sosyal medya üzerinden örgütlenerek, bunu engellemek için harekete geçtiler. Bu gruplar, halkı kışkırtmak için sayaçlar direk üstü panolara alınınca tüketimlerinin ne olduğunun bilinemeyeceğini iddia ediyorlar. Bu doğru değil. İsteyen abone, şirketimizden alacağı bir şifre ile internet üzerinden kendisine ait elektrik tüketimini anlık olarak takip edebilir. Şebeke altyapımız buna uygundur.”

AK Partili vekil olay olan simit hesabını böyle savundu

AK Parti’nin çay simit hesabı yaparak iktidara geldiğini hatırlatan Akbaşoğlu, bugünkü durumun 2002’den daha iyi olduğunu savundu.

Akbaşoğlu açıklamasında ne kilosu 10 TL’ye çıkan soğana, ne kilosu 8.5 TL’ye çıkan patatese, ne kilosu 8 TL’ye çıkan bibere ne de litresi 7.04 TL’ye çıkan benzinin fiyatına değindi.

Akbaşoğlu sadece basit bir hesap yaparak 17 yıl sonra 2020 TL’ye çıkan asgari ücretle 2019 yılında 353 ABD doları alınabileceğini ve bunun ekonominin iyiye gittiğinin bir göstergesi olduğunu savundu.

AK Parti Grup Başkanvekil’nin ”asgari ücret” hesabı olay oldu

Saadet Partisi’nin Erdoğan paylaşımı sosyal medyayı salladı

 

 

Hadi şimdi dedikodu yapın da görelim! Çok ağır ceza

Mahkemeye başvuran H.G., S.G. ve S.G., kişilik haklarına saldırıda bulunduğu öne sürülen kişi hakkında tazminat talebinde bulundu. 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, mağdur aileye manevî tazminat ödenmesine hükmetti. Davacı aile bireyleri, tazminatın tahsili için icrâya başvurdu. Davalı kararın kesinleşmediğini temyiz aşamasında olduğu gerekçesiyle hakkında başlatılan icrâ takibinin iptali talebiyle 3. İcrâ Hukuk Mahkemesi’ne dava açtı. Mahkeme, kararın kesinleşmediği için davanın kabulüne karar verdi. Karar, davacılar tarafından temyiz edilince Yargıtay 12. Hukuk Dâiresi girdi. Daire, ‘içtihat metni’ niteliğindeki kararla, ‘kişilik haklarına saldırı’ya ilişkin verilen manevî tazminatın kararın kesinleşmeden tahsil edilebileceğine hükmetti.

Kararda, “Somut olay; kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevî tazminat alacağına ilişkindir. Tarafların şahsî ya da ailevî yapılarına ilişkin hukukî durumlarında ve bunlara ilişkin sicil ve kayıtlarda bir değişiklik oluşturmamaktadır. Sonuçları itibariyle ancak tarafların mal varlığını etkilemektedir. Bu itibarla ilâm, sayılan hususlar arasında olmadığından takibe konulabilmesi için kesinleşmesi gerekmez.Mahkemece, şikâyetin reddine karar verilmesi gerekirken takibin iptâli yönünde verilen hüküm tesisi isabetsizdir. Karar oy birliği ile bozulmuştur. Borçlunun temyiz îtirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir” denildi.

 
 

Mahkemeden İZBAN kararı

Demiryolu İşçileri Sendikası İzmir Şubesinin İzmir  Banliyö Taşımacılığı AŞ’de (İZBAN) devam eden “grevin kırıldığı suçlaması ve ek  tren seferlerinin durdurulması” talebiyle açtığı davada hakim, ek seferlerin durdurulması kararı verdi.

Karşıyaka 1. İş Mahkemesinde görülen duruşmaya sendika ve İZBAN  şirketi avukatları ile grevdeki işçiler katıldı.

Demiryolu İşçileri Sendikası avukatı Orçun Çelik, 6356 Sayılı yasanın  68. maddesine göre, grev süresinde grevdekilerin yerine başkasının  çalıştırılmasının yasalara aykırı olduğunu hatırlatarak 7 işçinin saat  06.00-11.00 ile 16.00-21.00 arasında 24 dakikalık aralıklarla seferlere devam  ettiğini söyledi.

SGK kayıtlarına göre bu 7 işçinin, İZBAN’ın bir alt firmasından 4-C  statüsünde emekli olduğunu savunan Çelik, hiç kimsenin kanuna aykırı bir  eyleminde hak talebinde bulunamayacağını belirterek işverenin “Taşıma işlemi kamu  yararı adına yapılıyor.” savunmasına da katılmadıklarını, adaletin yerine  getirilmesinin kamu yararından daha önemli olduğunu ileri sürdü.

İZBAN’ın avukatı Emre Limoncuoğlu, ek seferlerin yapılabilmesi için  sürücü temininin grevi kırmak anlamı taşımadığını öne sürerek grev öncesi 273,  şimdi ise 48 seferin yapıldığını, bunun da “grev kırma” amacı taşımadığını  savundu.

Limoncuoğlu, davanın reddine karar verilmesini talep etti.

Hakim, işverenin yaptığı yolcu seferlerinin ihtiyati tedbir kararıyla  durdurulmasına karar verdi.

Karara 7 gün içerisinde itiraz edilebileceğini dile getiren hakim,  verdiği kararda “Temin edilen 7 personelin ‘Sürücü ve sürücü eğitmeni’ olarak  çalıştırılmasının grevi etkisiz kılacak bir eylem olduğu ve bu işlemin 6356  sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 68. maddesine aykırı  bulunduğu, yapılan 48 seferin 7 makinist/sürücü ile yapılmasının iş ve yolcu  güvenliğini riske attığına…” dikkati çekti.

Demiryol-İş ile İZBAN AŞ arasındaki TİS görüşmelerinde anlaşma  sağlanamaması üzerine 10 Aralık’ta grev kararı alınmıştı.

Demiryol-İş İzmir Şube Başkanlığı, konulan ek seferlerin İZBAN’da  başlattıkları grevi kırdığı iddiasıyla ve ek seferlerin tedbiren durdurulması  talebiyle Karşıyaka 1. İş Mahkemesine başvuruda bulunmuştu.

Şok iddia ! Diyanet, metruk binayı cami gösterip, imam atamış !

AK Parti iktidarının bugüne kadar milletvekili çıkaramadığı tek il olan Tunceli’de kişi başına düşen cami sayısı Urfa, Bursa ve İstanbul’dan fazla. Diyanet’in, Tunceli’de metruk binaları cami gibi gösterip, imam ve personel atadığı öne sürüldü.

Birgün gazetesinden Serhat Halis’in haberine göre İl nüfusunun tamamına yakınının Alevilerden oluştuğu Tunceli’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın metruk binaları cami gibi gösterip imam atadığı ortaya çıktı. 

 12 Eylül askeri darbesi sonrası ilde ıssız dağ köylerine dahi camiler yapıldı. Kimselerin gitmediği o camiler bugün yıkılmış ya da metruk durumda. AK Parti hükümeti 80’lerden kalan bu metruk binaları hala faal camiler gibi göstererek, buralara Diyanet personeli atıyor. Diyanet personel atarken, Dersim’in herhangi bir köyünde, olmayan caminin olmayan imamı, ile adım atmadan maaş almayı sürdürüyor.

BANKAMATİK İMAMLARI

‘Bilgi Edinme Kanunu’ kapsamında edinilen bilgiye göre Diyanet, Ovacık Ziyaret köyündeki metruk bir yapıyı cami olarak gösterip, köylülerin varlığından haberdar dahi olmadığı bir imam atamış durumda. Aynı şey Pülümür Kırmızıköprü köyü için de geçerli. Kırmızıköprü’ye atanan personel sayısı iki. Yıllardır kapısı açılmayan, harabeye dönmüş Kırmızıköprü’deki bina, Diyanet’e göre bir cami ve orada köylülerin hiç görmediği 2 diyanet personeli görevli. Aynı durum Pertek’teki Yeniköy’dede yaşanıyor. Diyanetin buraya da olmayan camiye olmayan imam atadığı görülüyor. Dersim’deki 93 caminin birçoğu, özellikle köylerde olduğu ileri sürülenlerde bu hayali atamalar yaygın durumda.

2013’te açıklanan sayıya göre Dersim’de 117 cami vardı. Ancak bu camilerin pek çoğunun faal olmadığı, hatta cami olarak gösterilen adreslerin bir kısmının, içinde aillelerin yaşadığı çeşitli apartman daireleri olduğu anlaşılınca, Diyanet, personelleriyle birlikte yaklaşık 24 camiyi, resmi kayıtlardan silmek zorunda kalmıştı.

KİŞİ BAŞINA DÜŞEN CAMİ SAYISI EN FAZLA

Kişi başına düşen cami sayısı bakımından AK Parti’nin kalesi konumundaki pek çok “muhafazakar” kenti geride bırakan 88 bin nüfuslu Dersim’de toplam 93 cami olsa da, ortalama 948 kişiye bir cami düşüyor. Dersim bu oranla en fazla camiye sahip İstanbul’u bile geride bırakıyor. 15 milyonun üzerinde bir nüfusa sahip İstanbul’da toplam 3 bin 403 cami var ve cami başına ortalama 4 bin 407 kişi düşüyor. İki milyonluk Urfa’da cami başına düşen kişi sayısı bin 20 iken, Dersim’de bu sayı 948. Bursa da cami yoğunluğu açısından Dersim’in gerisinde kalıyor. 2 milyon 994 bin nüfuslu Bursa’da toplam bin 732 cami var. Bursa’da cami başına bin 728 kişi düşüyor. Dersim Ankara’yı da oran bazında sollamış durumda. İzmir, Antep, Yalova, Osmaniye, Şırnak ve daha pek çok ilde, cami başına düşen kişi sayısı Dersim’dekinden daha fazla.

 
 

Mehmet Ali Erbil 62 yaşında ! Kızlarından duygulandıran paylaşım

Evinin banyosunda düşmesi sonucu hastaneye kaldırılan ve 16 yıldır mücadele ettiği ’Kaçış Sendromu’ hastalığının nüksetmesiyle uzun süredir yoğun bakımda tedavi gören Mehmet Ali Erbil’in bugün doğum günü. 62 yaşına giren ünlü şovmenin kızı Sezin Erbil ve Yasemin Erbil sosyal medya hesabı üzerinden duygusal bir paylaşım yaptı.

“Hep başımızda ol babam”
Babası ile birlikte çekildiği fotoğrafı paylaşan Sezin Erbil,”Sadece tek kelime. İyi ki doğdun sen gördüğüm en cesur ve en güçlü adamsın. Hep başımızda ol babam”ifadelerini kullandı.

Yasmin Erbil de , birlikte yer aldıkları karenin altına “İyi ki doğdun aşk” notunu düştü.

Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonundan PKK çıktı

Erzurum Emniyet Müdürlüğüne bağlı Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince uyuşturucu ile mücadele kapsamında yapılan çalışmalar sonucu geçtiğimiz 24 Ocak’ta Erzurum-Erzincan karayolu üzerindeki Aşkale polis uygulama noktasında durdurulan Ş.D. idaresindeki bir tırda 1 ton 535 kilogram eroin ele geçirildi.

Olayla ilgili yürütülen çalışmada gözaltına alınan uyuşturucu baronunun da aralarında olduğu 6 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Erzurum Valisi Okay Memiş, Cumhuriyet tarihinin tek operasyonda ele geçirilen en büyük eroin miktarı olan 1 ton 535 kilogram eroinin ele geçtiği operasyonla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, “Uyuşturucunun arkasında PKK terör örgütünün olduğuna dair kuvvetli deliller tespit ettik. Konu şu an yargıda” dedi.

Fatih Terim ile Selahaddin Aydoğdu davasında hapis cezası

Teknik direktör Fatih Terim’e hakaret ettiği, tehditte bulunduğu ve kişisel bilgilerini yaydığı iddialarıyla hakkında iki ayrı dava açılan Selahaddin Aydoğdu, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme ve yayma” suçundan 1 yıl 8 ay, “tehdit” suçundan ise 6 ay hapisle cezalandırıldı.

İzmir’in Çeşme ilçesindeki Alaçatı Mahallesi’nde, 15 Temmuz 2017’de, Yüzevler Kebapçısı’nın sahibi Selahaddin Aydoğdu, dönemin A Milli Futbol Teknik Direktörü Fatih Terim ile kendi restoranında tartışmış tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu Terim’in, Aydoğdu’yu darbettiği, eğlence merkezinin sahibi E.Ö.’nün ise P.Z.Ç.’ye hakaret ettiği ve tehditte bulunduğu iddia edilmişti.

Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Terim’in “basit yaralama”, E.Ö.’nün ise “hakaret ve tehdit” suçlarından cezalandırılması istenmişti.

KARAR AÇIKLANDI

Fatih Terim’e hakaret ettiği, tehditte bulunduğu ve kişisel bilgilerini yaydığı iddialarıyla hakkında iki ayrı dava açılan Selahaddin Aydoğdu, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme ve yayma” suçundan 1 yıl 8 ay, “tehdit” suçundan ise 6 ay hapisle cezalandırıldı.